Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Balkan tarihçiliğinde sıkça referans verilen 1354 tarihinin tek başlangıç olarak sunulmasını eksik bir okuma olarak değerlendirdi. Aydemir’e göre Osmanlı’nın Gelibolu’ya geçiş ile Rumeli’ye adım atması, köklü bir geçmişin kurumsallaşmış aşamasını temsil ediyor.
Aydemir, Balkan coğrafyasında Türk izlerinin Antik Çağ’a kadar uzandığını ifade etti. Karadeniz’in kuzeyi ile Tuna hattı arasında oluşan bozkır kuşağının erken dönem Türk hareketliliğinin ana güzergâhlarından biri olduğunu hatırlattı. Bu hatta görülen İskitler varlığının Balkan içlerine kadar uzandığını söyledi.
Hunların sahneye çıkışıyla birlikte bölgenin siyasal dengelerinin değiştiğini belirten Aydemir, Avrupa Hun Kağanlığı döneminde Balkan şehirlerinin Roma siyasetiyle doğrudan temas içinde bulunduğunu kaydetti. Attila zamanında Balkan hattının askerî ve siyasi merkezlerden biri hâline geldiğini dile getirdi.
Avarların Tuna havzasında kurduğu düzenin Balkan idari yapısını etkilediğini ifade eden Aydemir, Avar Kağanlığı mirasının hem Doğu Roma kroniklerinde hem de arkeolojik bulgularda izlenebildiğini söyledi.
BALKAN TÜRKLÜĞÜNDE BULGAR VE OĞUZ İZLERİ
Aydemir, ilk dönem Bulgarların Türk kökenine işaret eden tarihsel verilerin bulunduğunu aktardı. Zamanla Slavlaşan unsurların varlığına rağmen, bu sürecin Balkanlardaki Türk izlerini ortadan kaldırmadığını, kültürel dönüşümle yeni kimlikler ürettiğini vurguladı.
9 ile 11. yüzyıllar arasında Peçenekler, Uzlar ve Kuman-Kıpçakların Balkanlar’da askerî ve demografik varlık gösterdiğini belirten Aydemir, bu toplulukların Doğu Roma sınır siyasetinde aktif rol üstlendiğini kaydetti. Bölgedeki bazı yer adlarının ve etnik izlerin bu hareketliliğin kalıntısı olduğunu dile getirdi.
Selçuklu çağında hızlanan Oğuz-Türkmen göçlerinin Balkan hattını beslediğini ifade eden Aydemir, Büyük Selçuklu Devleti döneminde doğrudan Balkan hâkimiyeti kurulmasa da demografik zemin hazırlandığını söyledi. Bu sürecin Osmanlı öncesi Balkan Türklüğünü güçlendirdiğini kaydetti.
Aydemir’e göre Osmanlı Devleti Balkanlar’a geçtiğinde karşılaştığı coğrafya tarihsel hafızası güçlü, Türk askerî düzenine aşina bir sahaydı. Osmanlı bu birikimi İslam kimliğiyle kurumsallaştırdı ve siyasal çatı altında topladı.
Aydemir, Balkanlar’ın Türk tarihi açısından bir sınır hattı olarak görülmesinin eksik olduğunu, bölgenin tarihsel süreç içinde merkezî rol oynadığını ifade etti.